Tüm dünyaya yayılan Covid-19 salgınından dolayı çoğumuz günümüzün tamamını evlerimizde geçiriyoruz, daha fazla haber izliyoruz veya okuyoruz. Gündemi takip ederken de çoğumuzun daha önce kullanmadığı sözcükler ile sıkça karşılaşıyoruz.

Gündemi İngilizce yazılan kaynaklardan da takip ediyorsanız kelime haznenizin genişlediğini fark etmiş olabilirsiniz. Eğer sadece Türkçe yazılan kaynakları takip ediyorsanız, bu listemize göz attıktan sonra Covid-19 salgınıyla ilgili bir İngilizce haberi okumanızı tavsiye ederiz.

Kısa bir zaman içerisinde sıkça karşılaştığımız 15 İngilizce kelimeyi aşağıda okuyabilirsiniz!

 

1- Outbreak: (salgın, savaş vb.) ortaya çıkmak, patlak vermek

    The outbreak caused worry in the country.

    Salgının patlak vermesi ülkede tedirginliğe neden oldu.

 

2- Endemic: Bir bölgede sıkça görülen salgın hastalık.

Ebola virus disease is endemic to tropical Africa.

Ebola virüsü hastalığı, Tropik Afrika’da bölgesel salgın hastalıktır.

 

3- Epidemic: Bir topluluğu, nüfusu ya da bölgeyi büyük ölçüde etkileyen salgın.

This year’s flu epidemic is worse than it was last year.

Bu yılki nezle salgını, geçen yılkinden daha kötü.

 

4- Pandemic: Genel/küresel salgın, pandemi.

The COVID-19 disease was declared pandemic on March 11, 2020.

11 Mart 2020’de, COVID-19 hastalığı pandemi olarak açıklandı.

 

5- Epicentre: (Salgın, deprem vb.) Merkez üssü.

The United States of America has now become the epicentre of COVID-19.

Amerika Birleşik Devletleri, artık COVID-19’un merkez üssü olmuş durumda.

 

6- Disease: Hastalık.

There is no known cure for the disease.

Hastalık için bilinen bir çare yok.

 

7- Incubation: Kuluçka, inkübasyon.

The incubation period of SARS-CoV-2 ranges from two to fourteen days.

SARS-CoV-2’nin kuluçka süresi iki ile on dört gün arasında değişmektedir.

 

8- Social/self-distancing: sosyal/kişisel mesafe, uzaklaşma.

Social distancing is the key to preventing the spread of the disease.

Sosyal mesafe, hastalığın yayılmasını önlemenin anahtarıdır.

 

9- Self-quarantine/isolation: Kişisel karantina, izolasyon, soyutlama.

People who return from abroad are required to self-quarantine for at least 14 days.

Yurt dışından dönen kişilerin en az 14 günlüğüne kendilerini karantinaya alması gereklidir.

 

10- Contain: Yayılmayı durdurmak, kontrol altına almak.

South Korea has taken strict measures to contain the spread of the virus.

Güney Kore, virüsün yayılmasını durdurmak için çok sıkı önlemler aldı.

 

11- Spread/transmit: Yaymak, yayılmak.

The virus spreads from person to person.

Virüs, insandan insana yayılıyor.

 

12- Vaccine: Aşı.

There are multiple efforts to develop a vaccine for the COVID-19.

COVID-19’a aşı geliştirmek için birçok girişim var.

 

13- Diagnosis: Tanı.

Early diagnosis help most patients recover from the disease.

Erken tanı, çoğu hastanın hastalıktan kurtulmasında yardımcı olur.

 

14- Patient zero: İlk hasta, hastalığı yayan/taşıyan ilk kişi.

Officials are trying to identify patient zero.

Yetkililer, ilk hastanın kimliğini saptamaya çalışıyor.

 

15- WHO: DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü).

The WHO (World Health Organization) advises washing hands often, maintaining social distancing, avoiding touching eyes, nose and mouth, covering your mouth while sneezing and coughing, and staying at home.

DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü), elleri sık sık yıkamayı, sosyal mesafeyi korumayı, gözlere, buruna ve ağza dokunmaktan kaçınmayı, hapşırırken ya da öksürürken ağzınızı kapatmayı ve evde kalmayı öneriyor.

 

İngilizce konuşma odaklı bir kurs olan Konuşma Kulübü’nde CEFR kriterlerine uygun, güncel konulardan oluşan eğitim müfredatı ile İngilizceyi ilk dersten itibaren her ders konuşursunuz. Böylece İngilizce ile alakalı  ifadelere hâkim olursunuz. İngilizce konuşma odaklı sınıflarda her ders yeni bilgiler öğrenirsiniz ve İngilizceyi konuşarak öğrenme imkanı bulursunuz.

WhatsApp Hemen Ara