İngilizce, dünyada kullanılan en yaygın dil olarak kabul ediliyor. İnsanlar, dünyanın her yerinde ikinci iletişim dili olarak İngilizceyi konuşuyorlar. Bu sayede dil, çok fazla kültürden etkilenmiş oluyor.

İngilizce, sayısız sözcüğü ve deyimi barındıran zengin bir dil. Durum böyle olunca öğrenmenin de sonu gelmiyor. Ana dili İngilizce olan biri bu değerli hazineden ne kadar faydalanıyor orası tartışılır fakat ne kadar sözcük bilirseniz, deyim kullanırsanız iletişiminiz o kadar kuvvetlenir.

Türkçedeki deyimleri, jargonları bilen ve kullanan biriyle iletişiminizin, bilmeyen birine oranla daha kuvvetli olacağını tahmin edersiniz. İngilizce için de aynı şey geçerli. İngilizceye dair ne kadar çok şey öğrenir ve kullanırsanız, anlatımınız o kadar zenginleşir.

Konuşma Kulübü olarak, sizlere Instagram hesabımızdan her hafta paylaştığımız deyimleri derleyerek sunmak istedik.

İngilizcede en çok kullanılan 10 deyimi sıraladık ve örneklendirdik.

İyi okumalar!

 

1. Hit / Hay the sack: Kafayı vurup yatmak.

I feel drowsy, I would better hit the sack.

Uykulu hissediyorum. Kafayı vurup yatsam iyi olacak.

 

2. Burn the midnight oil: Gece geç saate kadar çalışmak.

We have a lot of work to do. Gotta burn the midnight oil again.

Yapacak çok işimiz var. Yine gece geç saatlere kadar çalışmamız gerekecek.

 

3. Call it a day: Paydos etmek.

Okay folks, let’s call it a day. It’s been a busy day.

Peki arkadaşlar, bugünlük bu kadar yeter diyelim. Yoğun bir gün oldu.

 

4. Worth every penny: Her kuruşuna değmek.

The concert was a blast! It was worth every penny!

Konser çok iyiydi! Her kuruşuna değdi!

 

5. Cost an arm and a leg: Çok pahalıya patlamak.

I bought this car, but is cost an arm and a leg.

Bu arabayı satın aldım; ancak bana çok pahalıya patladı.

 

6. Music to one’s ears: Duymak istenilen şey.

When the teacher told him that he had passed the test, it was music to his ears.

Öğretmen, ona sınavını geçtiğini söylediğinde, bu onun tam da duymak istediği şeydi.

 

7. Give it a shot: Denemek.

This is my new hat. Give it a shot

Bu, benim yeni şapkam, bir dene bakalım!

 

8. Good riddance: Kurtulmak.

My noisy next door neighbour was moved out at last! Good riddance!

Gürültücü yan kapı komşum sonunda taşındı. Kurtulduk!

 

9. Get on one’s nerves: Birinin sinirine dokunmak.

The traffic jam is getting on my nerves!

Trafik benim sinirime dokunuyor!

 

10. Grate on one’s ears: Birinin sesinin kulakları tırmalaması.

Her voice grates on my ears.

Onun sesi kulaklarımı tırmalıyor.

 

Konuşma Kulübü’nde CEFR kriterlerine uygun, güncel konulardan oluşan eğitim müfredatı ile İngilizceye ilk dersten itibaren her ders maruz kalırsınız. Böylece İngilizce ile alakalı öğrenmeniz gereken tüm ifadelere hâkim olursunuz. Türkiye’nin ilk ve tek 8 kişilik sınıflarında, her ders yeni bilgiler öğrenirsiniz ve hemen konuşurken kullanma imkanı bulursunuz. 

 

 

WhatsApp Hemen Ara